2 Ağustos 1922’de Kanada’nın Nova Scotia eyaletindeki Beinn Bhreagh malikânesinde 75 yaşında bir adam hayatını kaybetti. Cenazesinin kaldırıldığı gün Kuzey Amerika’daki telefon hatları bir dakikalığına sessizliğe büründü. Milyonlarca telefon aynı anda susarak, onları mümkün kılan adamı uğurladı. Alexander Graham Bell’in ölümünün üzerinden 104 yıl geçti ama hikâyesi sanıldığından çok daha katmanlı.
Bell’i Sesin Peşine Düşüren Şey Neydi
1847’de Edinburgh’da doğan Bell’in hayatını belirleyen iki kadın vardı ve ikisi de duymuyordu. Annesi Eliza Grace, Bell henüz çocukken işitme yetisini büyük ölçüde kaybetmişti. Yıllar sonra evleneceği Mabel Hubbard ise beş yaşında geçirdiği kızıl hastalığı yüzünden sağır kalmıştı ve Bell’in öğrencisiydi.
Babası Alexander Melville Bell, sesleri çıkarılış biçimlerine göre gösteren “Görünür Konuşma” adlı bir sembol sistemi geliştirmişti. Genç Bell bu sistemi sağır çocuklara konuşmayı öğretmek için kullandı, Boston’da sağırlar okulunda öğretmenlik yaptı ve ses fizyolojisi üzerine ders verdi. Yani telefon, bir mühendisin laboratuvar hevesinden değil, bir öğretmenin insan sesini anlama çabasından doğdu.

Telefon Gerçekten Bell’in Buluşu Muydu
Bu, teknoloji tarihinin en uzun süredir tartışılan sorularından biri. Bell, telefon patentini 7 Mart 1876’da aldı. Üç gün sonra asistanı Thomas Watson’a söylediği “Bay Watson, buraya gelin, sizi görmek istiyorum” cümlesi, bir tel üzerinden iletilen ilk anlaşılır konuşma olarak tarihe geçti.
Ancak aynı gün patent ofisine benzer bir cihaz için başvuru yapan Elisha Gray da vardı ve saatler meselesiydi. Daha eskiye gidildiğinde İtalyan mucit Antonio Meucci’nin 1850’lerde geliştirdiği ses iletim düzeneği çıkıyor karşımıza. Meucci patent ücretini karşılayamadığı için buluşunu koruyamamıştı. 2002 yılında ABD Temsilciler Meclisi, Meucci’nin telefonun gelişimindeki katkısını tanıyan bir karar aldı. Bell’i tek başına mucit ilan etmek de, katkısını yok saymak da haksızlık olur. Onu ayıran şey, buluşu ticari bir sisteme dönüştürebilmesiydi.
Telefondan Sonra Neler Yaptı?
Bell telefonla anılmaktan hiç hoşlanmadı ve hayatının kalan kırk yılını bambaşka alanlara harcadı.
1880’de Charles Sumner Tainter ile birlikte fotofonu geliştirdi. Sesi bir ışık huzmesi üzerinden ileten bu cihaz, kendi deyimiyle en büyük buluşuydu ve bugünkü fiber optik iletişimin fikirsel atasıdır. 1881’de suikaste uğrayan Başkan James Garfield’ın vücudundaki kurşunu bulmak için aceleyle bir metal dedektörü tasarladı. Cihaz çalıştı ama başkanın yattığı yatağın metal yayları sonucu bozdu.
Sonraki yıllarda tetrahedral uçurtmalar tasarladı, Glenn Curtiss’in de içinde olduğu Havacılık Deney Birliği’ni kurdu ve Kanada’da ilk motorlu uçuşu gerçekleştiren Silver Dart’ın ortaya çıkmasına öncülük etti. Yetmiş iki yaşındayken geliştirdiği HD-4 adlı hidrofil tekne, 1919’da saatte 114 kilometre hızla dünya su hızı rekorunu kırdı. Bunların yanında National Geographic Society’nin kurucuları arasında yer aldı ve Science dergisinin ayakta kalmasını sağladı.

Neden Çalışma Odasında Telefon İstemedi?
Bell’in en bilinen çelişkisi bu. Kendi icat ettiği cihazı çalışma odasına sokmayı reddetti çünkü telefonu, düşünmeyi bölen bir müdahale olarak görüyordu. Onun asıl işi hep sağırlarla iletişim üzerineydi, telefon ise yolda karşısına çıkmış bir yan üründü.
Mirası Neden Tartışmalı?
Bell’in hikâyesinin karanlık bir tarafı da var. Sağır bireylerin işaret dili yerine dudak okuyarak ve konuşarak topluma karışması gerektiğini savunuyordu. Bu yaklaşım, on yıllar boyunca sağır çocukların işaret dilinden mahrum bırakılmasına zemin hazırladı ve sağır topluluk tarafından bugün hâlâ sert biçimde eleştiriliyor. Dahası, döneminin öjeni akımına yakın durdu ve sağır bireylerin birbiriyle evlenmesinin sakıncalarını tartışan bir bildiri yayımladı.
Öte yandan aynı adam, Helen Keller’ın ailesini doğru öğretmene yönlendiren kişiydi. Keller hayat hikâyesini anlattığı kitabını Bell’e ithaf etti.
Öldüğü Gün Ne Oldu?
Şeker hastalığının komplikasyonları yüzünden ağırlaşan Bell’in son anlarında yanında Mabel vardı. Anlatılana göre eşi ona gitmemesi için yalvardığında Bell konuşacak takati kalmadığı için parmaklarıyla hayır işareti yaptı. Ömrü boyunca sesle uğraşan adamın son cümlesi sessizce kuruldu.
Bugün ses şiddetini ölçmek için kullandığımız desibel biriminin adı ondan geliyor. Cebimizdeki telefonlar artık konuşmak için değil, neredeyse her şey için kullanılıyor. Yine de hepsinin kökeninde, annesinin duyamadığı sesi anlamaya çalışan bir öğretmenin merakı var.