Bugün saniyeler içinde açtığımız internet, Türkiye’ye 12 Nisan 1993 günü ODTÜ’deki bir sistem salonundan Washington’a uzanan 64 Kbps’lik tek bir kiralık hatla geldi. Bugünün ortalama bir ev bağlantısından binlerce kat yavaş olan o ince hat, ülkemizin dijital tarihini başlattı.

İnternetten Önceki TÜVAKA ve E-posta Çağı

Türkiye’nin ilk geniş alan ağı olan TÜVAKA (Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı) 1986’da kuruldu ve 1987’de Avrupa ile ABD’deki akademik ağlar olan BITNET-EARN sistemine bağlantı sağlandı. Bu ağ sayesinde Türk akademisyenler yurt dışındaki meslektaşlarıyla elektronik ortamda haberleşebiliyordu ancak bu, bugün bildiğimiz anlamda internet değil, ağırlıklı olarak e-posta ve dosya aktarımına dayalı kapalı bir akademik sistemdi.

internet öncesi TÜVAKA dönemi

1990’ların başına gelindiğinde TÜVAKA’nın kapasitesi artan talebe yetişemez olmuştu. Asıl hedef artık Türkiye’yi, dünyayı hızla saran gerçek internete, TCP/IP tabanlı küresel ağa bağlamak.

İki Kurumun Ortak Hayali TR-NET Projesi

Bu hedef için 1991’de ODTÜ ve TÜBİTAK güçlerini birleştirerek TR-NET projesini başlattı. Proje kapsamında 1992 sonbaharında X.25 devresi üzerinden Hollanda’ya deneysel bir bağlantı kuruldu. Deneme teknik olarak başarılıydı ama hem maliyet yüksekti hem de bu yöntem genel kullanıma uygun değildi.

Kalıcı çözüm için PTT’ye kiralık hat başvurusu yapıldı. Aylar süren hazırlıkların ardından beklenen gün geldi.

12 Nisan 1993’te Ankara’dan Washington’a Uzanan Hat

12 Nisan 1993 günü, PTT’den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık hat ile ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı sistem salonundaki yönlendiriciler üzerinden, ABD’deki Ulusal Bilim Vakfı Ağı’na (NSFNet) bağlantı kuruldu. O an itibarıyla Türkiye, resmen küresel internetin bir parçası olmuştu.

Bağlantının kapasitesini bugünle kıyaslamak, aradan geçen mesafeyi göstermesi açısından çarpıcı: 64 Kbps, saniyede yalnızca 8 kilobayt veri demek. Bugün tek bir fotoğrafın birkaç megabayt olduğu düşünülürse, o ilk hatla ortalama bir akıllı telefon fotoğrafını indirmek dakikalar alırdı. Üstelik bu tek hat bir kişinin değil, internete bağlanan tüm Türkiye’nin toplam kapasitesiydi.

ODTÜ'de internet erişimi

Üniversitelerden Ülkeye Yayılan Ağ

ODTÜ’nün ardından sırasıyla Ege Üniversitesi (1994), Bilkent Üniversitesi (1995), Boğaziçi Üniversitesi (1995) ve İTÜ (1996) ağa dahil oldu. Bu dönemde birçok üniversite ve kamu kurumu internete ODTÜ üzerinden bağlanıyordu; yani Ankara’daki o sistem salonu, bir süre ülkenin dışarıya açılan tek kapısı olarak çalıştı.

Türkiye’nin ilk web siteleri de yine bu iki öncü kurumdan geldi: “tr” uzantılı ilk sayfalar ODTÜ ve Bilkent üniversitelerinin siteleriydi. 1990’ların ikinci yarısında ticari internet servis sağlayıcılarının devreye girmesiyle internet kampüs duvarlarını aştı; on yılın sonunda ise Türkçe internetin ilk kültürel fenomenleri doğmaya başladı.

64 Kbps’ten Fiber Çağına

Tek bir 64 Kbps hatla başlayan yolculuk, bugün milyonlarca fiber aboneliğe, mobil genişbant ağlarına ve nüfusun büyük çoğunluğunun günlük hayatının merkezine oturan bir altyapıya dönüştü. Alışveriş, bankacılık, eğitim, kamu hizmetleri derken, 1993’te birkaç akademisyenin kullandığı hat, otuz küsur yılda ülkenin sinir sistemi haline geldi.

Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir